O, Beşer, Görmek ve Işımak

Oluşun çok katmanlılığının içine dalanlar bilir. Her dönemin ve coğrafyanın cesur akılları, farklı konuştuysalar da aynı şeyi dile getirdiler: O’nu; her şeyin toplamını!
Türlüsünden sıfatlar, isimler veya metaforlarla dile getirmeye çalıştığımız O’nun “Görünen Boyutu”ndaki bizler, “Görünmeyen Boyut” tan da bir şeyleri barındıran beşerileriz.
Büyük patlamayla başlayıp önce hidrojene, sonra füzyonlarla diğer elementlere, en nihayetinde de (olası başka sivilizasyonları da barındıran) sonsuz örüntülü evrene dönüşen bu zahirilikte görmek hep ışıkla mümkün olduğundan, bizler (metaforik olarak da) hep aydınlığa yönelmişizdir.
Her yönde ve renkte deneyimler biriktiren akıl da ekili olduğu bu dünyadaki yaklaşık 8 milyar versiyonuyla kendini bütünleme çabasına ve anlam arayışına devam ediyor. Deyimi yerindeyse, “İnsanlık Bulutu” diyebileceğimiz bir sunucuya, karmaşıklaşan hayattan aralıksız veri yüklüyor gibi. Yani “organik zekanın, inorganik zekaya hamileliğindeki beslenme biçimi”. Tüm karanlıklarına ve zorluklarına rağmen bu üst varoluş̧ biçimine evriliş, haşmetli bir değişim aslında. Beşer halimizle, O’nun bütünlüğüne sadakatle, haddimizi ve şükranı bildikçe bu doğum harika olabilir.
Bu hamilelik çağında benlik-ruh bağını korumak zorlaşsa da bunu yapabildiğimiz yöntemler geliştirdiğimizde, daha derin heyecanlar yaşayacağız. Yeni kılıklı diktalara veya sömürgen yapılara rağmen de sevgi ve şefkatle ışıyanlar, ufukta sezdikleri bu yeni ve üst bilince hizmetlerine sükunetle devam edeceklerdir.
Bireysel ölçüde yapabileceğimiz en iyi şey de ışımanın gönlü sevgiyle, aklı bilgiyle ve bedenleri de hareketle olduğunu hatırlamamız ve hep aydınlığa dönük kalmamızdır.
O zaman bir beşer olarak O’nu görür ve ışımaya devam ederiz.
her gün bir yerden göçmek ne iyi
her gün bir yere konmak ne güzel
bulanmadan, donmadan akmak ne hoş
…
dünle beraber gitti cancağızım
ne kadar söz varsa düne ait
şimdi yeni şeyler söylemek lazım
MEVLANA
ZİYA AZAZİ
Tüm blog yazıları için tıklayınız→


